Otolog dolgu maddelerinin kullanımı yani dolgu için hastanın kendi dokularının kullanılması her zaman ilk tercihimizdir. Kliniğimizde hasta sağlığı için risk teşkil ettiğinden kalıcı dolgu maddeleri kullanılmamakta, geçici dolgu maddelerinse yalnızca “Hyaluronic Asit” kullanılmaktadır.

Neden Dolgu Maddelerine Gerek Var?
Yüz kemiklerinin erimesi, kulağa çok erken bir dönemmiş gibi gelse de 25 yaşından itibaren başlar. Bu mikroskobik erime süreci ilerlerken bir yandan da hormonlarınız azalmaya başlar. Protein yapının yenilenme hızının düşmesi; deri, kas ve alttaki yağ dokusunun kollajen yapısını kaybederek gevşemesiyle bu süreç devam eder. Yüz kemiklerindeki küçülmeyle birlikte kemik üstünü örten yumuşak dokular da gevşer.Biyolojik bir süreç olan ve kısaca yaşlanma denen bu duruma ek olarak güneş, hayat boyunca milyonlarca kez tekrarlanan mimikler, sigara gibi diğer sebeplerden ötürü de cilt, genç ve canlı görünümünü zamanla kaybeder. Yumuşak doku malzemeleri, tüm bu sebeplerden dolayı oluşan çizgi ve kırışıklıkların doldurulması için kullanılır.Pürüzsüz ve daha genç görünen bir cilt için kullanılan yumuşak doku dolgusu derinin altına enjekte edildiğinde çöken bölgelerin ve kırışıklıkların düzelmesini, yüz konturlarının yeniden oluşturulmasını sağlar. Bu enjeksiyon işlemi yüz germe ve cilt yenileme işlemleriyle kombine şekilde de uygulanabilir.
Yararlanma Bölgeleri ve Sınırlar
Dolgu malzemeleri; kırışıklıkların, yüz çizgilerinin, yanaktaki çökmelerin, konturların düzeltilmesi, belirli tipteki izlerin tedavisi gibi çok çeşitli maksatlarla kullanılmaktadır. Ayrıca elmacık kemiklerinin düzeltilmesi, alın ve el üstlerinde de bu dolgulardan yararlanabilir.Ağız kenarındaki radier ve diğer bölgelerdeki derin çizgilerde dolgu maddeleri tek başına yeterli sonuç alınmasını sağlamayabilir. Bu gibi durumlarda kimyasal peeling, lazer, dermabrasion ve yeni teknoloji olarak Karbondioksit Fraxel Lazer gibi yenileme yöntemleri tavsiye edilir. Lazerle yenileme teknikleriyle birlikte dolgu yapılması, cildin üst tabakasının soyulması sayesinde daha başarılı sonuçlar alınmasına yardımcı olur.Normalden daha gevşek cilt yapısı ya da yüzle alındaki kasların normalden çok daha aktif hareket etmesi neticesinde derin çizgilerse alın ve yüz germe kozmetik uygulamaları sayesinde cerrahi tekniklerden daha etkili şekilde giderilebilir. Cerrahi girişimlerle birlikte de dolgu maddesi kullanılması mümkün olsa da, bu şekilde sadece dolgu yapılması cerrahi yöntemlerdeki kadar etkili bir sonuç sunmaz.Estetik cerrahlarımız, dolgu maddesi kullanımı ve tüm diğer kozmetik cerrahi girişimleri konusunda uzmanlaşmış hekimlerdir ve sizlere ihtiyaçlarınıza göre birçok farklı alternatif sunabilirler. Cerrahınızla birlikte sizin için en uygun yönteme birlikte karar verebilirsiniz.
KENDİ DOKULARIMIZDAN YAPILAN ENJEKSİYONLAR
Doku Kokteyli enjeksiyonlari (mikro-mini doku enjeksiyonları) :
Bu konsept 1990’larda Prof.Dr. Onur Erol tarafından ortaya atılmış, ilk başlarda alınan güzel sonuçlar uluslararası kongrelerde takdim edildiğinde şüpheyle karşılanmış ancak yıllar içinde hemen her plastik cerrahın kabulünü görüp “olmazsa olmaz” kategorisine sokulmuştur . Bugün artık doku enjeksiyonlarının sadece kaybolmuş, bozulmuş konturları yerine koymakla sınırlı kalmayarak; aynı zamanda hücre nakilleri ile deriye canlılık ve gençlik getirdiği konusunda da fikir birliği oluşmuştur. Acaba yağ dokusu kök hücre gibi davrandığı için mi bu canlılığı ve gençliği getirmektedir? İşte şu anda bu soruya cevap bulmak için birçok ülkede araştırmalar yapılmaktadır. Doku enjeksiyonları artık yaşlanmayı geciktirmek için erken yaşlarda (25 yaş) koruyucu olarak da kullanılmaktadır.
Yüz germe, karın germe, meme küçültme veya yara izlerinin tedavisi esnasında çıkarılan deri parçaları kas, fasya ve çok az yağ dokusunun karışımından olur. Bu dokulardan elde edilen dermis tabakası en değerli olanıdır. Damar sistemi zengin olan bu dokuların mikro greftler şeklinde iğne ile cilt altına verilmesi ile bu dokuların verilen yerde çevre damarları ile tekrar canlanıp yaşama oranı %90’ın üstündedir. Bu yöntem yağ enjeksiyonuna göre çok daha etkili olup tercih sebebidir. Dezavantajı sadece kesilip çıkarılan parçalardan elde edilebilmesidir. Hastalarımızdan herhangi bir ameliyat esnasında doku parçaları çıkarılmışsa bunlardan bir kısmı anında yüzdeki kırışıklıklara kullanılmakta geri kalan kısmı ise – 196 derecede dondurularak saklanmasını hastalarımıza hararetle önermekteyiz. Bu biolojik yapılara kendinden alınan tiplere “ototransplant”, başka bir canlıdan (sığır, domuz vs.) alınıp hazırlananlara “heterotransplant” denir. Bu grup ototransplant grubundandır.
Bu dolgu maddeleri konulan bölgede çevreden alacağı kan damarları ile yeniden canlanıp orada vücudun kendi dokusu olarak canlılığını sürdürür. Bu canlılığı sürdürme oranı yağlar için %50, doku kokteyli şeklindeki iğneyle verilen dermis, fasia, yağ, kas parçacıkları gibi maddelerin karışımından elde edilen ve enjeksiyonla verilen mikrogreftler ise %90-95’dir. Bunlar burada damarlanıp yaşarlar, ancak zamanla tekrar bizlerin yaptığı mimik hareketlerle ve vücudumuzdaki doku erimelerine ayak uydurarak onlarda yine bizim vücudumuzun parçası olarak erimeye doğru gidebilirler. Bu erime kişilerin yapılarına, yaşlarına, yaşam şartlarına bağlı olmak üzere değişkenlikler gösterebilir. Bu tür doku maddelerinin avantajı insanın kendi dokusu olmasıdır, dezavantajları ise her seferinde kendisinden alınıp tekrar hastaya verilme gerekmesidir. Ancak son zamanlarda bizim geliştirdiğimiz yeni bir yöntemle, ilk seferinde alınan yağ veya doku parçacıkları – 196 derecede dondurularak senelerce saklanabilmekte böylece hastaya gerektiğinde kendisinden yeniden bu maddeler alınmadan hazır bir madde gibi tekrar kendisinde kullanılabilmektedir.
Önemli Not: Ancak bu yöntem Tüp Bebek Teknolojisindeki yöntem olup bu teknoloji olmadan normal dondurucularda saklanan dokular canlılığını kaybedebilmektedir. Bu nedenle bu teknolojiye sahip olunmadığı taktirde yağ ve doku kokteylinin anında taze olarak verilmesi gerekmektedir.
